-----
+3 oy
79 gösterim
Gerçek Hikayeler kategorisinde (147,540 puan) tarafından
Çokmutluyum...""Ne güzel. Peki, ben lâle soğanını ne zaman dikeceğim.""Bir müddet daha beklesen iyi olur. Ben sana ekeceğin zamanı söyleyeceğim.Yalnız bundan hiç kimseye söz etme. Fideyi iyi muhafaza ediyorsun değilmi?""Elbette. Hâlâ bana verdiğin günkü gibi kâğıdın içinde duruyor. Onugiysilerimin arasına sakladım..."Tam bu sırada merdivenlerde ayak sesleri duyan Rosa hemen oradan ayrıldı.Gardiyan Gryphus o gün ve daha sonraki üç gün zamanlı zamansız VanBaerle'nin hücresine geldi. Sanki gizli bir şeyi arıyor gibiydi. Van Baerle, lâlefidesini kimsenin görmemesi için pencerenin dışına koymuştu.Gryphus etrafa göz attı. Fakat bir şey bulamadı. Sekizinci gün Van Baerletam fidesini incelerken Gryphus hücreye daldı ve Van Baerle'nin elindekikutuyu çekip aldı."Nedir bu?" diye sordu. "İşte seni yakaladım. İçinde toprak olan bir kutu..."Gryphus eliyle kutuyu karıştırdı."Dikkat edin!" diye bağırdı Van Baerle. Sonra da kutuyu Gryphus'un elindenalmaya çalıştı.Gryphus:"Ya! Demek bana karşı geliyorsun, öyle mi?" diyerek kutunun içindeki fideyi çıkarıp yere attı ve ayağıyla ezdi.Van Baerle öfke ile bir çığlık attı. Kutuyu alıp tam Gryphus'un kafasınafırlatacağı anda Rosa'nın sesini duydu:"Baba! Baba! Yapma," diye bağırıyordu.Gryphus:"Senin burada ne işin var? Bu seni ilgilendirmez," diye kızını tersledi.Rosa, bir fırsatını bulup babasının duyamayacağı bir sesle Van Baerle'ye:"Diğer soğanı yarın dikeceğim," diye fısıldadı.O sırada merdivenlerden biri daha çıkıyordu."Bay Jacob geliyor," dedi Rosa babasına."Geliyorum" diye bağırdı Gryphus. "Önce sen git Rosa. Haydi!"Hücrenin kapısı kapandığında Van Baerle'nin umutlan yerdeki ezilmiş lâlefidesiyle birlikte yok olmuştu.Rosa akşam tekrar geldi."Babam, eğer istersen lâle yetiştirebileceğini söyledi," dedi."Fikrini neden'değiştirdi?""Arkadaşı Bay Jacop, fideyi ezdiğini duyunca çok öfkelendi. Hem de tahminedemeyeceğiniz kadar... Gözleri kıpkırmızı oldu. Babamı dövecek sandım."Demek bunu yaptın!" diye bağırdı. "Lâleleri mahvettin! Yere atıp çiğnedin!Ne korkunç bir şey!" Evet, babamı dövecek sandım. Babam da çok şaşırdı."Deli misin?" dedi. Sonra bana döndü."Tek lâle soğanı bu muydu? Başka var mıydı?" diye sordu.Van Baerle:"Ne dedin?""Yanıt vermedim. Ama babam ona; "Bir guldene kasabadan yüzlerce soğanalabilirsin,"dedi. Ben: "Belki diğerleri bunun gibi değerlidir," diye ağzımdan kaçırdım.Bay Jacob bana; "Sevgili Rosa, demek sendeki soğan çok değerli?" dedi. Birhata yaptığımı anlamıştım. "Bilmiyorum," dedim. "Lâleler hakkında hiçbilgim yok. Sadece tutukluların vakit geçirmek amacıyla bir takım işlerleuğraşmaktan hoşlandıklarını bilirim. Zavallı Bay Van Baerle de lâlesoğanıyla mutlu oluyor. Onu sevdiği bir şeyden ayırmak hiç hoş bir şeyolmaz," dedim.Babam:"Önce bu lâle soğanını Van Baerle'nin nereden ve nasıl ele geçirdiğiniöğrenmeliyiz," dedi.Bunun üzerine ben ondan gözlerimi kaçırdım. Ama Bay Jacob'un bakışlarınayakalandım.Sanki düşüncelerimi okumuş gibi geldi bana. Kalkıp kapıya yürüdüm. Busırada Bay Jacob; "Bunu keşfetmek zor değil," dedi. Babam "Nasıl?" diyesordu. Bay Jacob; "Lâle yetiştiricileri genellikle üç soğan birden yetiştirirler,"dedi.Van Baerle:"Bay Jacob üç soğanım olduğunu mu söyledi?""Evet," diye yanıtladı Rosa. "Bu sözlerine ben de çok şaşırdım."Van Baerle:"Bu Jacob bir hırsız!" dedi.Rosa:"Bence de öyle..."Van Baerle:"Lâle soğanlarını dikmek için toprağı hazırladığın gün bir adamın seniizlediğini söylemiştin.""Evet!""Yaptığın her şeyi gördü mü?""Sanırım gördü.""Rosa, o seni izlemiyordu? O benim lâle soğanlarımı, izliyordu. Benimlâlelerimi!""Ama neden?""Bunun nedenini anlamak çok kolay.""Nasıl?""Rosa! Yarın bahçeye çık. Emin ol Jacob seni izleyecektir. Lâle soğanınıtoprağa gömer gibi yap! Sonra içeri gir, ama kapıdan onun ne yaptığınıgözetle.""Peki, sonra?""Sonra ne yaptığını göreceğiz.""Ah!" dedi Rosa üzüntüyle. "Sen bu lâle soğanlarını çok seviyorsun.""Evet... Baban lâle soğanını çiğnerken yüreğim parçalanıyor sandım. Onuniçin bahçeye dikeceğin ikinci soğana dikkat et.""Peki.""Jacop ya da baban, lâle soğanının bana ait olduğunu öğrenirlerse seni birdaha yanıma göndermezler. Bu nedenle bir daha beni görmeye gelme...""Şimdi her şeyi anlıyorum," dedi Rosa."Neymiş o anladığın?""Sen başka birini sevemeyecek kadar lâlelerine bağlısın."Rosa bu sözleri söyler söylemez koşarak oradan uzaklaştı.Van Baerle o gece saatlerce uyuyamadı. Rosa'y1 kaybettiği için üzgündü.O gece düşünde hep Rosa'yı gördü.Rosa çok üzgün ve öfkeliydi. Bir daha Van Baer-le'yi görmemeye kararlıydı.Okuma derslerine tek başına devam edebilirdi.Bu kararla ertesi gün ve onu takip eden günler okuma çalışmasını sürdürdü.Sonra bir şeyler yazdı. Bir hafta sonra Van Baerle'ye lâleleri hakkında birmektup yazabilmeyi umuyordu.Van Baerle ise gözlerini açtığında ilk düşüncesi Rosa'nın kendisini görmeyegelip gelmeyeceğin oldu. Neden ona lâleleri her şeyden çok sevdiğini, nedenkendisini bir daha görmemesini söylemişti?Van Baerle bütün gün Rosa'yı bekledi. Saat on biri vurduğunda kızıngeleceğinden tamamen ümidini kesti. Sonra yatağına uzandı.CJzun ve üzücü bir gece bekliyordu kendisini...Aradan iki gün geçti. Rosa'dan hiç haber yoktu.Lâle soğanlarının bugünlerdedikilmesi gerekliydi.Rosa'ya; "Soğanların ne zaman dikileceğini söylerim," demişti.Van Baerle ne yiyor, ne içiyor, ne de uyuyordu. Başını pencere demirlerinedayayıp bahçede Ro-sa'yı görebilmeyi umut ediyordu. Böylece iki gün dahageçti. Gryphus'un getirdiği yiyeceklere elini dahi sürmüyordu.Van Baerle yedinci gün, kapısının altında bir kâğıt buldu. Kâğıtta şunlaryazılıydı:"Her şey yolunda. Lâlen çok güzel büyüyor."Van Baerle hemen bir yanıt yazdı."Lâleler önemli değil! Asıl beni görmeye gelmediğin için hastayım."Gryphus o akşam yine Van Baerle'nin yemeğini getirdi. O gittikten sonra VanBaerle yazdığı notu kapının altına bıraktı. Biraz sonra koridorda ayak sesleriduyuldu. Gelen Gryphus olmalıydı. Van Baerle sessizce hücrenin kapısınayaklaştı. Dışarıdan bir ses:"Yarın!" diye fısıldadı.Bu Rosa'nın sesiydi.Sabahın ilk ışıkları demir parmaklıklar arasından süzülüp hücreyi aydınlattığısırada Van Baerle kapıda bir tıkırtı duydu. Gelen Rosa'ydı. Genç kız hücreninpenceresinden onun kederli yüzüne bakarak:"Hasta mısın Van Baerle?" diye sordu."Evet, hastayım.""Bir şey yemiyormuşsun. Babam giderek kötüleştiğini söyledi. Notunu aldım.Ve okudum. Sağlığının düzelmesi için de seni görmeye geldim.""Bana iyi haberler vererek sağlığımı geri getirebilirsin.""Sana yalnızca lâlenden söz edebilirim. Senin değer verdiğin tek şey bu...""Yapma!" dedi aldırdığım yok."Van Baerle. Genç kız gülümsedi. Sonra:"Ben yalnız seni düşünüyorum. Lâleye"Ah! Van Baerle," Lâlen büyük bir tehlike içinde!""Tehlike mi? Ne tehlikesi?""Jacob denilen adam buraya benim için değil, senin lâlen için gelmiş.""Ya! Demek öyle!..""Lâlelerine daha fazla özen göstermeliyiz."

Yorumunuz

Fotoğraf yükle:

Önizleme:

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Üç artı Dört = kaç eder? Rakamla yazınız
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
Ad after All Answers

7,582 Hikayeler

27,971 Yorum

23,781 Alt Yorum

20,091 kullanıcı

52 Online Users
0 Member 52 Guest
Today Visits : 35466
Yesterday Visits : 24585
Total Visits : 31153699
...