5 katlı bir evin bodrumuna cam yapmak yerine hapishane gibi parmaklık yapmak kimin aklına gelebilir ki... İşte,aslında tüm hikâye burda başladı. Bir Cumartesi günü Emily sabah merak ve korku içinde uyandı. Acaba bir sorun mu vardı? Emily daha kıyafetlerini bile giyinmeden bodrum katına indi. Öyle sakin ve karanlıktı ki... Emily kollarını iki yana açıp hafifçe ilerliyordu.
dikkâtli bir şekilde ilerliyordu. Ta ki annesi onu çağarana kadar. Emily panikleyerek iki kat hızla yukarı çıktı ve yatağa uzanıp uyuyormuş gibi yaptı. Annesi daha yüksek bir sesle:Biraz hızlı olur musun tatlıım? Emily biraz uflayıp puflayarak yataktan çıktı. Ve yatağa baktığında her yer kömür gibi simsiyahtı ve arkasına baktığında arkasının simsiyah olduğunu fark etti. Hemen dolabına gidip kıyafetini giyip pijamasını camdan aşağı attı. Ve ilk adımı bitirmişti.
Daha sonra merdivenlerden aşağı indi ve kahvaltısını yaptı daha sonra atı Sipirit'i görmeye gitti. Ama daha sonra hatırladı;Sipirit'in öldüğünü. Ağlaya ağlaya eve gitti.sonra çantasını alıp bir orman gitti ve büyük,devasa bir şekilde çığlık attı. Sipirit'i öyle ozlüyordu ki. Daha sonra bunun bir yolunu buldu. Sipirit'in tarağına bir fotarafın koydu. Emily 1 yıl Sipirit'i hiç unutmadı... Daha sonra dedi ki:ben bodrumda Sipirit'in nerede öldüğünü bulacağıım!dedi ve ağlaya ağlaya,acılı bir şekilde ağlayıp eve gitti ve bir daha Sipirit kelimesini duymadı ve günler böyle geçti... DEVAM EDECEK...