-Hey!Merhaba çocuklar !Beni çok yakından tanırsınız.Sizlere her gün okula gelip gidiyorum aslında.Ama şimdiye kadar benim konuştuğymu hiç kimse duymamiştir.Artık konuşmaya karar verdim.Susmayacağim
Bazı çocukların bizi bölük pörçük etmesine bir anlam veremiyorum.Sanırım bütün bunları oyun oynamak için yapıyorlar.Çocukların kimi uçak yapıyor,kimi gemi yapıyor bizlerden.Ama bizler oyuncak değiliz ki.Bizlerin üretilme amacı çok farklı aslında.
Bizler sizlerin eline geçinceye kadar neler çekiyoruz bir bilseniz.Zaten bilseniz bizleri daha özenli kullanır,sevgiyle bağrınıza basarsınız. Sanırım pek çoğunuz bizim bu uzun yolculuğmuzu bilmiyor.Bunu bilmeyenlerden biri de birinci sınıf öğrencisi olanOnur.Peki ,onun hikâyesini dinlemeye ne dersiniz?
Geçenlerde sınıfta ödev kontrolü yapılıyordu.Ödevini yapan herkes neşe içinde sırasında otururken Onur'un başı öndeydi.Çünkü sorumluğunu yerine getirmemeşti.Nurten Öğretmen,Onur'u uyardı.
-Bak Onur!Birkaç haftadır ödevlerini yapmiyorsun.İnan ki bu durumun beni çok üzüyor.Eminim sen de üzülüyorsundur.Diğer arkadaşların ödevlerini ne güzel yapmışlar.Senden de aynı sorumluluğu bekliyorum.Bak ne güzel defterlerin var,kitapların var.Okuldan sonra ödev yapacak kadar da zamanın var.Neden ödevlerini yapmıyorsun?Yoksa bilmem gereken başka bir şey mi var?
Nurtan Öğretmen,Onur'u uyardı. Ama konuşulanlar Onur'u n bir kulağından girdi,diğer kulağından aynı hızla çıktı. Ders bitip zil çaldığında ise Onur'u tutabilene aşk olsun. Defterlerinden deli gibi sayfa koparmaya başladı.
Bir anda defter sayfaları sağa sola saçıldı. Sınıfın içi kopmuş sayfalarla doldu. İnanabiliyor musunuz,o an defter sayfaları ağliyordu. Ayrıca Onur'a ters ters bakıyolardı. Sorumluluğunu bilmeyen Onur ,sanki defterlerini cezalandırıyordu. Onlar olmazsa sanki sorun çözülecekti. Ama durum hiç de öyle değildi.
Onur başına buyruk,sorumluluk duygusundan yoksun bir çocuktu. Ödevlerini zamanında yapmaz,defterlerine iyi davranmazdı. Yazısınıda da düzgün yazmazdı. Bu yüzden de defterlerini pek önemsemezdi. Ama bir gece vakti öyle şeyler oldu ki Onur'un hayata bakışı değişti.
Gün boyu defter sayfalarından gemi yapan Onur,o gece hiç uyuyamadı. Neden mi? Tam uatağa yattığı sırada bir hıçkırık sesi duydu . Sanki biri ağlıyor gibiydi. Yakından gelen bu sese ilk önce bir anlam veremedi. Yatağından yavaşça kalktı. Işığı açtı. Ağlama sesini dinledi. Ses bazen yükseliyor bazen alçalıyordu. Alt ve üst komşunun çocuklarıda yoktu.
- Sanırım Nermin teyzeye misafir geldi. Biraz bekleyeyim. Az sonra susar nasil olsa,dedi.
Ama düşündüğü gibi olmadı. Ağlama sesi arttıkça arttı. Canı sıkıldı. Şaşkınlıktan pencere önüne gelip durdu. Gece yarısı yoldan gelip geçen arabalara baktı.
Bir ara gözü köşede duran çantasına takıldı. Sanki ses onun içinden geliyor gibiydi. Çantayı eline aldı. Tavaşça fermuarını açtı. Gördüklerine inanamadı. Okulda yırttığı defteri hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.Onur defterin ağlamasına mı şaşırsın yoksa kendi kendine konuşmasına mı şaşırsın bilemedim
-Şu çocukları anlamakta güçlük çekiyorum. Bizleri yok etmekle kendi geleceklerini yok ettiklerinin farkında bile değiller. Bizler ağçlardan üretiliyoruz. Bize verilen zarar yemyeşil ağaçlara verilmiş olur. Bu yüzden ormanlardan binlerce ağaç kesiliyor. Bu ise ormanların yok olması demek. Sesimi duyan birileri yok mu?
Onur çantasından ağlayan defter yapraklarını çıkardı. Onların gözyaşlarını sildi. Ardından ekledi
-Sesinizi duyuyorum. Lütfen ağlamayın!Hepsi benim yüzümden. Ben sanmıştım ki...
Eli belinde konuşan sayfalar:
-Sen ne sanmıştın bizleri koparırken. Unutma ,bizim de duygularımız var. Sevildiğimizi anlayınca mutlu oluyoruz. Biri bizi üzdüğünde de işte böyle ağlarız,dedi.
Onur'un başı öne eğildi. Üzgün olduğu belliydi. Ağlayan defter sayfalarını bağrına bastı.
-Sizlere söz veriyorum. Bir daha asla defterimden yaprak koparmayacağım,dedi ve yatağına yattı.
Yaşadığı bu olaydan sonra bir daha defter ve kitaplarına zarar vermedi. Ödevlerini de hep zamanında yaptı.