("Bu hikayeyi dış kaynakdan aldım ve biraz değiştirerek yazdım.")
"Ben daha çok küçüktüm, Belki 5 belki 6. Anne hatırlıyormusun, sana 'asla bodruma inme, kapıyı açma ve asla açık bırakma' derdim. Ama sen beni dinlemez inerdin. O zamanlar tuhaf küçük olan siyah şeyler hızlıca gözümün önünden geçer giderdi. Beni tuhaf görmemeniz için size söylemezdim. Gece oldu yatağa gidiyordum, herkez uyumuştu. Ablamın ve bodrumun kapısı açıktı hemen giderek bodrumun kapısını kapatırken onu gördüm anne! Kap kara boncuk gibi beyaz gözleriyle bana bakıyordu. Kapıyı kapattım. Ablamın odasının kapısıda açıktı oysaki ablam kapıyı hep kapatırdı. Yaklaştım, yaklaştım içeri baktım ve ablam yatağında kırmızı sıvıyla yatıyordu anne. Her yerde bu sıvıdan vardı. Üstüne ise 2 bıçak saplanmıştı anne. Geri çekildim ve sizin odanızına gitmek için üst kata çıktım. Sizin odanızın kapısıda açıktı. İçeri baktım ve babamda bıçaklanmış yatıyordu anne, ama sen yoktun neden yoktun anne? Aşağıdan sesler gelmeye başladı. Aşağı indim, sen oradaydın anne! Seni gördüm koltukta oturmuşsun anne. Sana seslendim 'anne' dedim. Beni görünce çığlık attın anne. Arkama baktım o siyah şeylerden yüzlerce arkama dizilmiş bana ve anneme bakıyordu ama anne senin gözün bendeydi ve bağırıyordun. Elime baktım elim hep kırmızı sıvıyla kaplanmıştı ve elimde bir bıçak vardı. Ablamın ve babamın üstündeki bıçakla aynıydı anne. Arkamdaki siyah şeyler bana seslendi 'öldür onu' diye. Sana döndüm anne ve ' sana asla bodruma inme ve kapıyı açık bırakma dedim ama seeennn dinlemediiinn şimdi onlara yaptığım şeyin aynısını sana yapacağım ' bana baktın anne o ölü gözlerinle bana cansız bi şekilde bakıyorsun. Arkamı döndüm siyah şeyler gitmişti. Senin yanına geldim anne sana sarıldım ve uyudum...