"Aslında bilmiyorum neden yazdığımı.Sadece durup dururken sen geliyorsun aklıma ve deli gibi yazmak istiyorum.Alıyorum kalemi elime saatlerce yazıyorum.Bazen bir şiirde anıyorum o gözlerini,bazen acıklı bir aşk hikâyesinde...Her anıda sen varsın,hayâlim ve tek gerçeğimsin.Bazen kızıyorum kendime,senelerdir yokluğun canımı acıttığı halde neden senden vazgeçemiyorum?İnan düşünüyorum ve bir çözüm bulamıyorum.Seni sensizken sevmek ne kadar zor bilemezsin.Bir deliye benzetiyorum kendimi.Kafa sesim var ve ben seni suçlayamıyorum.Yüzünü anımsamakta güçlük çekiyorum.Burada bana iyi davranmıyorlar.Çoğu zaman beni soyutluyorlar.Seni rahatsız etmeyeceğime söz vermiştim,biliyorum ama ben yarın gidiyorum ve sanırım bir daha görüşemeyeceğiz.Beni terk edişinin ardından çok zaman geçti ve ben senden başka kimseyi sevemedim,senin bana yaptığını yapamadım.Buraya elbet bir gün geleceksin yitik hayâlim,böyle gitmek istemezdim,elvedâ...Ardımdan gözyaşı dökersen,o minik damlanın içinde ben varmışım gibi düşün,beni bir anlık da olsa sevdiysen...Gel..."
Adam,gözyaşlarını hafifçe silerken önünde duran tabuta bir kez daha baktı...Yıllar önce onu hastalığı yüzünden bırakıp giderken kalbi bu kadar acımamıştı...Oysa hayat sürprizlerle doluydu,bilemezdi onun da yüreğinden yaralı bir hasta olduğunu ve kendinden önce gidebileceğini...