Bir baba ve çocuğu İzmit'teki köylerine gideceklermiş. Çünkü çocuğun annesi köydeymiş ve uzun bir süredir onu görmüyorlarmış. Hazırlanmaya başlamışlar. Bavullarını arabaya yerleştirdikten sonra yola çıkmışlar. O gün hava yağmurluymuş. Bir süre sonra çocuğun babasının tuvaleti gelmiş. Arabayı kenara çekmiş ve arabadan dışarı çıkarken çocuğa, birazdan geleceğim sakın bir yere ayrılma, demiş. Babası arabadan çıktıktan sonra çocuk uzun bir süre beklemiş ama babası gelmemiş. O sıralar yağmurun durmasına rağmen arabanın tepesine damla düşüyormuş ve, pıt pıt pıt, diye ses çıkarıyormuş. Akşam olmuş ancak babası hâlâ yokmuş. Çocuk korkusundan polisi aramış. Polisler çocuğun yanına ulaştığında çocuk arabadan çıkıp ,babam tuvaletini yapmak için çıktı ama geri dönmedi, demiş. Polis memuru bir arabanın tepesine bakıp bir de çocuğa bakmış. Diğer polislere, çocuğu buradan uzaklaştırın, demiş. Çocuk hiçbirşey anlamamış ancak gerçeği arabanın tepesine bakınca öğrenmiş. Babasının cansız bedeni ağaca bağlanan bir ip tarafından sallanıyormuş. Hâlbuki arabanın üzerine düşen damlalar babasının boğazına bağlanan ip nedeniyle kanayan boğazından çıkan kan damlalarıymış. Çocuk olduğu yerde kalakalmış.