Hüsrev Bey, birinci dereceden emekli olunca ,
önce, elleri tütreyerek, x...bankasından emekli
maaşını, sonra ikramiyesini aldı. Ve köşe başında
duran bir kebab dükkanındaki camın içindekilere
takıldı gözleri. İçerde, başında beyaz bir şapka olan
bir adam, elektrikle kızartılan bir tavuğu, uzun ve
keskin bir bıçakla, ince ince doğrayarak, yarım bir
ekmeğe koyup, içine, isteğe göre, soğan, domates
maydonoz, ve biber koyup veriyordu müşteriye.
Yıllar yılı, X...kurumunda, tozlu raflarda, Daire
Başkanlarının, Müdür Muavinlerinin, Şeflerin ,
aşağılayıcı- kendisini küçük gören -tavırlarına ,
karısı, üç kızı, bir oğlu için katlanan Hüsrev Bey,
ilk kez, özgür, içeriye girdi, kasada bulunan kıza
"kızım, bir buçuk porsiyon döner, bir de
ayran !"dedi. Sarı saçlı, kasadar, "Amca, ....i TL
dedi. Eli titreyerek parayı verdi. Kız, iki fiş verdi.
Elindeki fişleri, döner kesen adama uzattı.
"Amca, sen otur, biz getiririz !" dedi..
"Ayran !" da var.
"Tamam ...tamam..."
Mermer, önünde duran boş taburelerden
birine oturdu. Başındaki fotörü, çıkartıp, mermerin
üstüne koydu. Kısa kollu gömleğinin cebinden kağıt
bir mendil çıkardı, terliyen alnını sildi....
"Öff ! Çok sıcak !"dedi.."Tansiyonum da var!
Çok dikkat etmeliyim !"
Garson pakete sarılmış dönerle ayranı, küçük
bir naylon tepsiyle getirdi, mermere koydu.
Dişlerinin bir kısmı dökülmüş, kalan dişleri
ile, döneri yemeye başladı. Arada bir de boğazı
kuruyunca, ayran içiyordu. Döner, hoşuna gitmişti.
Yılların yorgunluğu, bedeninde belli olsa da, yine de
mutluydu..Çıkmadan, iki döner daha ısmarladı, iki
de ayran, paket olsun !"dedi . Kasadaki kıza.
Parasını verdi. Paketi bir poşete koydurarak
eline aldı, lokantadan çıktı.
İş merkezinin içinde dükkanlar vardı. Dışında
ise iki kırtasiye ve bir lokanta vardı. Kırtaseyeciden
bir gazete aldı, elindeki poşete, ikiye katlayıp koydu
Ağır ağır yürüyerek karşıya geçti. Işıklar yayalara
açık olduğu için, rahatça , İ...ye giden bir minibüse
el kaldırdı, bindi. İçerisi çok kalabalıktı. Ostim
minibüsleri, her zaman sabahları dolu oluyordu
Öğleleri boş olurdu, ama o gün, doluydu . Kadının
biri kalktı, "buyur amca !" diye yer verdi. Oturdu.
Şoföre, " Makromarket'in yanında ineceğim şoför
efendi !" dedi.. Markette indi. Karşıya geçmek için
yolun yayaya açılmasını bekledi. Yayalara kırmızı
yanıyordu. Yeşil yanınca, yine de iki yanına
bakarak karşıya geçti. Fırından, iki Ata ekmeği
aldı, poşete koydurdu.
* * * *
Beton mermer merdiven basamakları nefes
nefese çıktı. Ve otomatlar yukarı çıkıncaya kadar
yandı. Ve bir dairenin önünde durarak, zile bastı.
Kapıyı ,kızı Gülden açtı.
"Hoş geldin baba ! Elindekini alıyım...Ter
içinde kalmışsın, hava çok sıcak mıydı ?" dedi.
"Sıcakta söz mü yanıyor kızım ! Annen
nerde ?"
"Mutfakta..." Ayakkabısını çıkardı, bir kenara
koydu. Mutfağa gitti, " hanım, emekli maaşımı,
ikramiyemi aldım, size de iki döner yaptırdım !"dedi
Kadın, "Hayırlı olsun ! Ne kadar verdiler
"Bilmiyorum, saymadım, dur,cüzdanımı
çıkarayım da sayalım !"
Cüzdanını her zaman, ceketinin iç cebine
koyardı...O gün, hava çok sıcak olduğu için, lokanta
kalabalık olduğundan, pantolonunun arka cebine
koymuştu. Elini attı arkaya, cüzdan yoktu.
"Allah Allah, cüzdan yok !"dedi.
" Hüsrev Bey, sakın yankesiciye kaptırmaya-
sın...Hayır hanım. Lokantada, döner yaptırırken
vardı, hatta kasadar kıza, para verdim...!"
"Dolmuşta, şoföre para verdikten sonra,
arka cebime koyuyorum diye cüzdanı düşürmeye-
sin...!"
Hüsrev, Beyin, yüzünde domur domur ter
birikmişti...Gömleğinin düğmelerini çözdü, kendini
mutfakta duran sandalyeye zor attı.Kalbi hızlı
hızlı atmaya başlamıştı.
" Hatırladım, bir kadın yerini bana verdi, ben de
oturdum...Otururken, cüzdan düştü..."
" Ayol senin kadar dolaşık adam görmedim!
Her yerde, bir şeyini kaybedersin...!"
"Aşkolsun hanım, şimdiye kadar neyi
düşürdüm !"
"Zeytin yağı gibi üstüne çıkma ! Çok değil
iki ay önce, halde, aldığın balığı, dolmuşta
unutmadın mı ? Sayende o gün balık yiyemedik.
Çocuklar balık diye sayıkladılar, ben çaresiz gittim
balıkçıya , iki kilo hamsi aldım geldim..."
" O....ilkti, ondan sonra hiçbir şey
unuttum mu ?"
"O...! O kadar çok ki, hangi birini saysam
Markete, yarım kilo kıyma, bir de tavuk al "diye
gönderdim seni..Kıymayı almışsın, tavuğu almadan
gelmişsin ...Mahmure, hanımın yanında yerlere
girdim...Kadıncağızın kırmızı ete karşı allerjisi
varmış, artık, kızı gönderdim de tavuk aldı geldi...
"Mahmure hanım, vejeterense benim suçum
mu ? "
"Of...! Hem suçlusun, hem güçlü, emekli
maaşı beklerken, adam çıka geldi, cüzdan yok...
"Bizim damattan biraz borç istesek !"
"Adamı patlatma ! Akılsız başın günahını sefil
ayak çekermiş...! Bindiğin dolmuşu, biliyor musun ?
"Ostim dolmuşu...Şoförü görsem tanırım belki
"Öyleyse, kapının önünden bin, Ostim dolmuş
larının kalktığı , en son durağa git, şoförlere sor
bakalım....Arabanın plakasını hatırlıyor musun ?
" Cüzdanı , arabanın içinde düşüreceğim
aklıma gelseydi, her halde plakaya bakma aklıma
gelirdi....!"
Lavoboya gitti, elini yüzünü soğuk suyla
yıkadı. Sonra, ceketini giydi, evden çıkarken,
" bir şey diyor musun hanım ?"dedi.
"Hayır, orada burada oyalanmadan gel !"
* * * *
Ostim hattında çalışan tüm minibüslerin
şoförlerine sordu, şoförler, yaşlı adamın haline
hem acıyor, hem de saflığına gülüyordu.
"Amca bu hatta bir çok minibüs çalışıyor
arabanın plakasını biliyor musun ?" dedi biri.
"Şey...kafası sıfır numaraya vurulmuş, pala
bıyıklı biriydi galiba !" dedi..
"Oho ! Amcacığım, sarı çizmeli Memet ağa
seninki...! Cüzdanda, çok para var mıydı ?"
"Emekli maaşım, ikramiyem vardı !"
"İnsan, cüzdanı pantolonunun arka cebine
koyar mı amcacığım ! En iyisi, Karakola git, belki
polis, paranı çarptılarsa, bulur yankesiciyi..."
Başka bir şoför, " bankada vezneden para
alırken, gören oldu mu ?"dedi.."Emekliyi böyle
çarpıyorlarmış !"
* * * *
Evinin önünde minibüsten indi. Kafası karma-
karışıktı. Karısı, "cüzdanı buldun mu derse ? Ne
diyecekti. Karakola da, baş vurmuştu, Bir Komiser
"amca, adını soyadını, ev telefonunu, ev adresini
bir kağıda yaz, içerdeki arkadaşa ver, cüzdanını
bulursak, biz haber veririz !" dedi.
Cadde çok kalabalıktı. Yeşil ışığın yayalara
yanmasını bekledi.. Kalbi ,yerinden oynayacak gibi
küt küt atıyordu. Gözü karardı, yolun açıldığını
sanarak, karşıya geçmek istedi. Kuvvetli bir
fren sesi, koşuşturmalar.
" Suç şoförde değildi Polis bey !"
"Yaşlı adamın kalbi durmuş !"
"Bu yaşlı adamı tanıyan var mı ?"
"Ölmüş mü ? Vah vah ! "
"Ben tanıyorum, karşı apartmanda oturuyordu
" Tampon sıyırmış !"
Bir adam,"Amca Beye bağıracaktım, o anda
geçti, tüh tüh !" dedi..