Bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar 21 yaşında bir genç kız yaşarmış. Adı Melek miş. Meleğin annesi ve babası 15 yaşında ölmüş. Yanında 9 yaşındaki Kerem ve 5 yaşındaki Ayşe varmış. Akrabaları zaten annesi ile babasını sevmezken niye çocuklarına bakalım diye düşünüp Meleğe sen yeterince büyüksün, onlara bakabilirsin demişler. Yetmezmiş gibi annesi ile babasından kalan bütün paraları da almışlar. Melek ortada kalmış. Işığı bile faturayı ödeyemem diye açamaz olmuş. Artık mutfak dolapları boşalmaya Meleğin akrabalarından sakladığı kumbarasındaki para da bitmeye başlamış. Melek çalışmak zorundaymış. Kardeşlerini okuldan sonra belediyenin açtığı ücretsiz kurslardan birine gönderip, okuldan sonra yarı zamanlı bir işte garsonluk yapmaya başlamış. Elinde ihtiyaçlardan sonra çok minik bir miktar para kalıyormuş. Bu parayı da kardeşleri için harcıyor muş. Bu şekilde yıllar geçmiş. Akrabaları onları hiç aramasken, bir gün onu aramış ve bundan sonra bize de bakacaksın demişler. Melek bu zamanlar 17 yaşındaymış. Melek çok iyi biri olduğu için onları evine almış. Onların gelme sebebi ise çocuklarının onları sevmediği için bırakıp gitmesi ve onların çalışmamasıymış. Artık Melek hem okuyor, hem çalışıp tek başına evi geçindiriyor, hem de teyzesine, amcasına, halasına, dedesine ve anneannesine bakıyormuş. Bu şekilde 4 ay geçmiş fakat Melek için 4 yıl gibiymiş. Melek artık çok yorulmuş ve evdeki akrabalarını huzur evine götürmeye karar vermiş. Onlar hiç istememiş fakat o yine de götürmüş. Teyzesi 41 yaşında olduğu için onu kabul etmemişler. Teyzesi ona hep sen hayırsız iğrenç bir insansın gibi şeyler söylüyormuş, Melek bunları umursamasa da bir gün teyzesi Meleğe:
- Biz sana yıllarca baktık senin yaptığına bak diye bağırmış. Melek deliye dönmüş ve siz benim ancak belam oldunuz sizin yüzünüzden ben tek başıma büyüdüm kardeşlerimi büyüttüm yetmez miş gibi şimdi size bakıyorum sen biz sana baktık diyorsun, sen benim elimde olan 5 kuruşa kadar her şeyimi aldın hem de çok zengindin bana bir ekmek için 1 lirayı bile layık bulmadın demiş ve teyzesini evinden atmış kardeşlerine yemek yapmış ve odasına girip sinirden saatlerce ağlamış. 2 saat sonra kapıda polisi görmüş ve yanında ise teyzesi üzgün numarası yapıyormuş. Polis seni bakıp büyüten bu kadını nasıl sokağa atarsın diye bağırmış. Teyzesi onu çok iyi şartlarda büyüttüm bütün paramı ona verdim o hep şımardı ve şimdi beni sokağa attı bütün paramı da aldı demiş. Ondan şikayetçiyim demiş. Melek ise gerçeği polise anlatmış ve bununla ilgili bütün kanıtları göstermiş. Polis Melek ten çok özür dilemiş ve ona bunu yapan herkesi tutuklanmış. Meleğe bolca para verilmiş ve eğitimi daha iyi olsun diye bir yardımcı tutulmuş ve parası akrabalarının parası ile ödeniyormuş. Melek çok zorlu bir hayattan sonra artık çok rahatmış. Hayalindeki meslek olan doktorluğu okuyormuş ve çok başarılıymış. Arada bir hapishaneye gidip akrabalarına içini tekrar tekrar döküp onların ne kadar acımasız olduğunu söylemiş. Artık Meleğin yüzü hep gülüyormüş neden diye sorulduğunda ise, en kötüyü bilirsen artık hiç bir şey sana kötü gelmiyor diyormuş.
SON